Mağarabaşı Taaruzu ve Milli Kuvvetlerin Zaferi

            1920 Yılı Nisan Ayında Antep’in Fransızlar Tarafından Kuşatılması

            1 Nisan 1920 yılında Tuz Hanı’nın önünde Ahmet Körükçü’nün sıktığı kurşun zaten gergin olan Antep halkının üzerinde etkisini göstermiş ve şehir içi savaşları başlamıştır[1]. Bu tarihten önce Antep’in çevresinde Araptar Vakası, Karabıyıklı Baskını, Kilis Yolu Savaşları gibi bazı önemli gelişmeler ve olaylar vuku bulmuştur; fakat sıcak çarpışmaların şehir içine de taşınması söz konusu olaydan hemen sonra yaşanmıştır.

            1 Nisan’dan itibaren Antep’teki Türkler daha öncesinden belirlemiş oldukları plana göre hareket etmeye başlamış, Fransız karargâhı olan Amerikan Kolejini ateş altına almış, mazgallar açılıp semtler silahlı milislere taksim edilmiştir[2]. 4 Nisan da ise Kılıç Ali Bey Antep’e gelmiş, Kürkçü Hanında bir toplantı düzenlenmiş ve şehrin müdafaası için yeni kararlar alınıp Yıldırım ve Şimşek taburları adı verilen dörder bölüklü iki tabur teşkil edilmiştir.

            Antep’te gerçekleşen olayların Türklerin üstünlüğü ile başlaması ve birkaç mahalle istisna diğer bölgelerin Türklerin elinde bulunması[3], Fransız kıtalarının Milli kuvvetler tarafından kuşatılması üzerine Fransızlar durumu düzeltmek için harekete geçmiştir.  Albay Normand komutasında takviyeli bir alay kuvvetin 15 Nisan 1920 günü Nizip güzergâhından Antep’e doğru yola çıkacağı Nizip Müdafaa-ı Hukuk Cemiyeti tarafından bildirilmiştir. Düşman kuvvetlerinin sayı ve silah üstünlüğü, Milli kuvvetlerin düşmanı durdurmasını engellemiş top ve makineli silah sesleri şehirden duyulmaya başlamıştır. Cünüt tepesine toplarını kuran Fransız birlikleri şehri bombardımana başlamış aynı zamanda şehrin batısında Kolej’deki toplar da bu bombardımana dâhil olmuştur. Fransız birlikleri böylece Kuşçudağı, Çıksorut, Hacıbaba tepelerini işgal ederek kuşatma altına almıştır. Tüm bunların yanında 17 Nisan 1920 yılında Albay Debieuvre komutasında Kilis’ten Antep’e gönderilen Fransız birlikleri de Azaz yokuşu, Battalhüyük, Çiftçi garafını çevirerek şehri kuşatma altına almışlardır[4]. Şehrin hemen dışındaki doğu, batı ve güney kesimleri Fransızların kuşatması altında bulunmuşsa da şehir içerisindeki önemli mevkiler Türk kuvvetlerinin elinde kalmıştır. Bunun üzerine Fransızlar Türk kuvvetlerini tamamen etkisiz hale getirmek, direnişi kırmak ve şehri ele geçirmek için şehrin doğu yakasını kullanmışlar ve Mağarabaşı mevkiinde kuvvetli bir taarruza başlamışlardır.

26 Nisan 1920 Mağarabaşı Taarruzu ve Milli Kuvvetlerin Zaferi

26 Nisan sabahı Antep’in doğu kısmını kuşatan Albay Normand birlikleri Mağarabaşı semtini kesintisiz 3 saat sürecek olan top atışına tutmuşlardır. Saldırının doğu bölgesinden yapılacağını gizlemek ve doğu bölgesindeki Türk kuvvetlerinin dikkatlerini dağıtmak için Albay Debieuvre birlikleri de batı ve güney cephelerine ateş etmeye başlamışlardır. Antep’teki Türk kuvvetleri ise tedbirlerini alıp teyakkuz halinde bir taarruzun yapılacağını önceden kestirmişlerdir[5]. Bu bombardıman Türkleri haklı göstermiş ve iki tankın korumasında 400 kişilik bir Fransız kuvveti Mağarabaşı cephesine saldırıyı başlatmışlardır.

Tanklarla ilerleyen Fransız kuvveti, mücahitlerin bulundukları siperlere kadar girmiş ve 10 metre kadar yakınlıkta ateşe başlayıp yakındaki evleri dahi işgal etmişlerdir. Bunun üzerine ihtiyat halindeki Türk kuvvetleri ve diğer semtlerden gelen takviyeler, Fransızların işgal ettikleri evlerin duvarlarını delerek karşılıklı ateş etmeye başlamışlardır[6]. Aynı şekilde Fransızlara ait iki tank da ateş altında tutulmuş ve güçlendirilmiş mermilerle yapılan atış sonunda tanklardan biri hareket edememiş ve bozulmuştur[7].

Cephenin her bir noktasında karşılıklı ateş devam etmiş, kadınlar, küçük çocuklar düşman karşısında savaşan mücahitlere su ve cephane götürmüş, dönüşte de yaralı ve şehitleri taşımışlardır. Yine bu saldırı sırasında düşman zehirli gazlar kullanmıştır ki bir mermi Abdullah Efendi’nin bulunduğu sipere düşmüş ve bu zatın gözleri kararmıştır. Bu halde dahi düşman tarafına ateş etmekten geri durmamıştır. Çatışmalar devam ederken Arslan Bey ile tabur komutanı vekilliği yapan Teğmen Kamil Efendi yanlarındaki kuvvetler ile cepheye yetişmiş ve bu durum halkın maneviyatı üzerinde büyük bir etki yapmıştır. İyice kuvvet bulan halk, Fransızlara karşı gücünü arttırarak işgal edilen evlerin içerisine bombalar atıp, düşmanı yanlardan yapılan ateşlerle zor durumda bırakmışlardır[8]. Türklerin tüm bu olağanüstü mücadelesi düşmanın çekilmesine yol açmış ve düşman geri çekilirken püskürtme devam etmiştir. Hatta cepheye hâkim bir noktada bulunan Bekirbey Camii minaresine çıkan Zeynel Abidin Efendi kaçan düşmana ateş açarak birkaçını vurmayı başarmıştır[9].

İkindi vakti düşman topçuları yine aynı cephe üzerine toplarla ve makineli tüfeklerle ateş açmışlarsa da Antep halkı tarafından yoğun bir piyade atışı ile karşılık verilmiş[10] ve bu sırada hareket edemeyen tank da diğer tank tarafından halat bağlanılarak geri çekilmek zorunda bırakılmıştır[11]. Düşman bombardımanı birkaç saat daha devam etmiş ve akşama doğru ateş sesleri kesilmiştir. Akşam karanlığından yararlanan Antepli kuvvetler düşmanın bırakmış oldukları silahları ve bombaları almak üzere hareket etmiş ve on sekiz piyade, iki süvari tüfeği, üç otomatik tüfek, yüz kadar dolu otomatik şarjör, birçok piyade cephanesi, çok miktarda bomba ve üç bin metre uzunluğunda telefon teli ile bir miktar istihkâm malzemesi ele geçirmişlerdir[12].     


[1] Ali Nadi, Gaziantep Savunması, 1969, s.48.

[2] Birol Güngör, Antep Harbi, 2005, s.124.

[3] Sahir Üzel, Gaziantep Savaşının İç Yüzü, s.42.

[4] Ayhan Öztürk, Milli Mücadelede Gaziantep, s.96-97.

[5] Türk İstiklal Harbi Güney Cephesi IV. Cilt, 2009, s. 145.

[6] Üzel, a.g.e., s.42.

[7] Ünler, a.g.e., s.55.

[8] Lohanizade Mustafa Nurettin, Çev. Mehmet Ali Akidil, 1989, s.69-70.

[9] Ünler, a.g.e.,  s.56.

[10] Lohanizade Mustafa Nurettin, a.g.e., s.70.

[11] Ünler, a.g.e., s.56.

[12] Lohanizade Mustafa Nurettin, a.g.e., s.71.



Bir cevap yazın