Kılıç Ali’nin Antep’e Gelişi ve Ermenilere Yaptığı Uyarı

 Kılıç Ali’nin Antep’e Gelişi ve Ermenilere Yaptığı Uyarı

Kılıç Ali’s Arrival in Gaziantep and his warning against Armenians

Ahmet KIRATLI *

Yüzbaşı Asaf Tevfik, nam-ı diğer Kılıç Ali[1], bu isim ona Mustafa Kemal tarafından verilir, Maraş-Antep Kuvayımilliye komutanlığına atadığında Mustafa Kemal ona; “Bak Kılıç! Başaramazsan ismini geri alırım!” der.

Mustafa Kemal Paşa Fransız işgaline karşı telgraflar gönderdiği bölgede, işgallerin protesto edilmesini istemişti. Ayrıca bu bölgeye Kılıç Ali Bey’i göndermesi dağınık haldeki orduları düzenlemek ve bu orduları merkeze bağlamak istemesindendi.

Kılıç Ali Bey ilk olarak Bakü’yü istese de Mustafa Kemal Paşa tarafından bir gün yanına çağırılmasıyla Maraş-Antep Kuvayı milliye komutanlığına atanacak ve işler değişecekti.

Mustafa Kemal Paşa, Kılıç Ali ile görüşmesinde gelen bir telgrafı Kılıç Ali’ye uzattı ve telgrafta şöyle yazmaktaydı:


“Paşam! Emriniz üzerine şehrimizde Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kurulmuştur. Fransızlarla Ermenilerin Maraş’tan Antep’e yürümeye hazırlandıkları ve Halep’ten yeni kuvvetler getirdikleri öğrenilmiştir. Telgrafhane, iki Fransız ve üzerinde Fransız üniforması olan iki Ermeni subayı tarafından sürekli kontrol altındadır. Bir fırsat bulup bu haberi vermekle bendeniz görevlendirildim. Aman Paşam, başımıza teşkilat yapacak güç ve yetenekte subaylar gönderin. Paşam, dışarıda ayak sesleri var, zannederim geliyorlar. – Telgraf Memuru Mahmut Mahir” [2]

Telgraf okunduktan sonra Mustafa Kemal Paşa, Kılıç Ali’ye dönerek şöyle dedi:Bu millet esir olur mu? Her yer, arka­sından gidebileceği asker-sivil insan arıyor. Bugün için en buhranlı bölge Urfa-Maraş-Antep  bu konuda tecrüben var. O bölgenin halkını bilirim. Yiğit, sadık, fedakâr insanlardır.[3]

Mustafa Kemal Nutuk’ta Kılıç Ali Bey’in görevlendirilmesi hususunu şöyle anlatır;

… Ma’lûm-ı âlîleridir, Maraş, Urfa, Ayıntab’da bidâyetde İngiliz kıtaâtı vardı. Bu kıtaâtı Fransız askerleri tebdîl etdi. Bu münâsebetle tekrar işgâli men’e çalışdık. Vukûundan sonra da evvelâ siyâsi, ba’dehû fiilî teşebbüsâta geçdik … Maraş ve Ayıntab’a, Kılıç Ali Bey’i ve Kilikya mıntıkasına da Topçu Binbaşısı Kemal ve Yüzbaşı Osman Tufan Beyleri göndererek ciddi teşkilât ve teşebbüsâta geçdik …”[4] (Bu bölgeye önce İngilizlerin geldiğini sonra Fransızlara bırakıldığını işgale karşı ilk olarak siyasi daha sonra fiilen savunmaya geçildiği Maraş ve Antep’e Kılıç Ali Bey’in diğer bölgelere Kemal ve Osman Beylerin görevlendirildiğinden bahsediliyor.)

Ve bunun üzerine Kılıç Ali Bey Paşa’ya dönüp: “Elimden geleni yapacağım Paşam, Allah bizimledir.’’ cevabını verdi.

KILIÇ ALİ BEY ANTEP’TE

… “Fransızlar Urfa gibi Maraş’ı da işgal etmişlerdi. Durumu, Sivas’tan Amasya’ya gelmiş olan Mustafa Kemal Paşa’ya bildirdim. Aldığım cevap kesin bir emirdi: “Fransızları Antep’e sokmayınız! “[5]

Kılıç Ali Bey, Antep’e gelmeden önce Maraş’ta faaliyetler göstermiş, 21 Ekim 1919’da Elbistan’a gelmiş ilk olarak da Ermenilerin faaliyetlerini engellemeye girişmiştir.[6] Burada bir çok teşkilatlanmayı ve düzeni sağlayan Kılıç Ali , Pazarcık’a geçerek  daha önceden kurmayı başardığı Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ile karargahını da buraya taşıdı ve 21 Aralık’ta Karabıyıklı bölgesinde, Fransızlarla ilk çatışma yaşandı, hatta Fransızların Maraş’taki hükümet binasının işgali söz konusu olunca, Kılıç Ali’nin yaptırdığı hazırlıklar üzerine Fransız komutan şehrin önde gelenlerine ve memurlara yaptığı konuşmada “Kılıç Ali’nin Fransız komutanlığını tehdit yolunda gidiş ve gelişe engel olması, kuvvetlerimize saldırması, Fransız hükümetine karşı gelmek demektir; bunların Maraş’tan idare edildiği anlaşılmıştır. Bundan dolayı bütün sorumluluk Maraşlılara yöneltilecektir. Eğer sorumluluğu kabul etmiyorsanız, Fransız askerleriyle birlikte Kılıç Ali’yi yola getiriniz” [7] diyordu. 23 Ocak’ta ise Kılıç Ali Pazarcık’tan Maraş merkezine döndü. 11 şubata kadar Fransızlar ve Ermenilerle burada çatışmalar devam etti ve 11 Şubat gecesi Fransızlar İslahiye bölgesine doğru çekilmişlerdi. Maraş’ta faaliyetler başarılı olmuş daha sonra yavaş yavaş Kuvayı milliye çalışmaları Antep’e yönelmişti. Fransız kumandanlarından Abadi, Kılıç Ali’nin Antep’e gelişini, “Kılıç Ali adında azimli birisi, Antep dolayları Milli Müdafaa Kumandanı adını aldı” diye anlatır.[8]

Kılıç Ali Antep’e gelmeden önce o bölge ile ilgili daima malumatlar alıyordu.Çünkü Fransızların bölgedeki işgalleri tamamlamaları için, Antep’i mutlaka ele geçirmeleri gerekiyordu. 28 Mart 1920 günü Andrea komutasındaki Fransız birlikleri Kilis üzerinden Antep’e geldi. Antep’te şehir içi çatışmaları daha başlamamıştı ve 1 gün önce Andrea komutanlığındaki Fransızlar Elmalı Köprüsünde Şahinbey’i şehit etmişti.

1 Nisanda Kuvayımilliye’nin baskınıyla ve Fransızların top atışlarıyla karşılık vermesiyle şehirde savaşlar başladı.[9] 2 Nisanda karargâhını Burç mevkisinden şehir merkezine taşıdı.[10] Antep-Nizip, Antep-Akçakoyunlu yollarını çevreden oluşturulan müfrezelerle tamamıyla tutmuş ve aynı zamanda kolordu komutanlıklarına telgraflar çekerek destek oluşturmaya çalışıyordu. Cephedeki milli müfrezelerden Şimşek ve Yıldırım adlarında iki tabur oluşturuldu.[11] 14 nisanda Fransızlar Nizip’e kadar geldiğinde çatışmalar ve bombardıman yoğunlaştı. Bu sırada 13.Kolordu Komutanı Cevdet Bey’e 17 Nisanda yardım gelmemesinden dolayı ağır telgraflar çekmiştir. Telgrafta “…Bir Türk kolordusunun kumandanı olmak haysiyetiyle Türk şehirlerinin böyle düşman topları altında inlemesinden elbet birazcık üzüntü duyarsınız zannederim. Birçok kez istenen yardımdan eğer birazını olsun göndermiş olsaydınız, bugün Antep, Anadolu’nun bu mamur şehri ateşler içinde kalmaz, Türk’ün alnı kirlenmezdi”[12] demiştir. Bu arada Fransız komutanlarına da ültimatom veriyordu. Nisan sonlarına kadar durum böyle devam etti, şehir 25-26 Nisanda tamamen kuşatılsa da tekrar geri püskürtülmüştü. 3 Mayıs günü ise, Kolej civarında bulunan Fransızlara kenti terk etmeleri için bir ihtar çekmiştir.  Fakat yardımların gelmemesi oldukça işlerini zorlaştırmıştı ve iş istifaya kadar gidecekti. Fakat Mustafa Kemal Paşa tarafından istifa kabul edilmedi. Çatışmaların devam ettiği sıralarda 4 Mayıs 1920’de Ayntâb mebusu seçilen Kılıç Ali Bey, daha sonra  Yozgat bölgesinde çıkan isyanı bastırmakla görevlendirildi. [13] 39 günlük Ayntâb mücadele ettikten sonra şehirden ayrıldı.

ERMENİLERE UYARI TELGRAFI

“Bütün Ermeni vatandaşlarıma şimdiye kadar geçirdiğimiz safahat-i hayatiye, müslümanlarla Ermenilerin vatandaş olarak yaşamalarını istilzam ettiğini her iki taraf inkâr edemez itikadındayım. Müslümanlar, bütün Ermeni vatandaşlarımın hukuk-u şamilelerini kendi hukuku kadar kıymetli bilmek ve görmek isterler. Buna başlıca âmil her iki tarafın bir padişaha merbut bulunmasıdır. Ermeni vatandaşlarımız bu merbutiyeti hüsn-ü muhafaza ettikçe, bazı tarafların iğfalât-ı hainanesine kapılarak hiss-i muhaseme göstermedikçe hukuklarının, mal ve canlarının tamamen mahfuz olduğunu bütün Müslümanlar âmak-ı kalplerinden doğan hakiki ve ciddi beyan ve lisanla söylerler. Bunu zaman dahi ispat edecektir. Ermeni vatandaşlarımız pek iyi takdir etmelidir ki, bazı taraflardan vaki olacak iğfalât, Ermenilerin mazarratını, iğfal edenlerin menfaatını temin etmekten başka bir fikir ve arzuya matuf değildir. Eminim ki az bir kuvvei fikriye ve muhakemeye sahip olanlar vukuatın şehadet-i bahiresi ile bu ciheti itiraf etmişlerdir. Maraş’ın hadise-i zailesi bu dediklerime pek vazıh bir şahittir. Maraş’taki Müslümanların büyük bir teessür ve teessüfle karşıladığı vukuatta biçare Ermeni vatandaşlarımızın maruz kaldıkları hal, mücerret Fransızların kendilerini birer hile ve desiselerle düşürdüğü tuzaktan başka bir yüzden tevellüt etmediğini kim inkâr edebilir? Müslümanlar vatandaşlarının böyle bir dam-ı iğfale düşmelerini ve binnetice mutazarrır olmalarını görmek istemezler. Bu beyanatımı ispat ettirmek isteyen Ermeni vatandaşlarımız merbutiyet-i kadimelerini hüsn-ü muhafazaya çalışsınlar. Temin ederim ki bu muhafazada sebat edecek olan her vatandaş her suretle her tarafın tecavüzünden bütün manasıyla mahfuz ve masundurlar. İğfale kapılıp ufacık bir muhaseme hissi gösteren bazı aklı ermezlerin maruz kalacakları felaketten gene kendilerinin mesul olacakları bir emr-i tabiidir. Anın (Onun) için her vakit arzu ederim ki Müslümanlarla Ermeniler makam-ı celil-i saltanata sığınarak daire-i ittifak ve ittihatta yaşasınlar, vatandaş olarak tatlı hayat geçirsinler. Kalpler mütekabil, fiiller mütemasil olsun.”[14]

Şark Mıntıkası Kuvayımilliye Kumandanı Kılıç Ali

(Ermeni vatandaşlarımızla yaşadıkları zamanda, iki taraf içinde (Müslüman ve Ermeniler) sorunların olmadığını, Müslümanların kendi hukuki hakları kadar Ermenilerin de haklarını bildiklerini ve gözettiklerini, bunun en önemli etkilerinin iki tarafında padişaha bağlı bulunmaları olduğunu, Ermeni vatandaşlarımızın bu bağlılığı devam ettirdiği ve aldatma içine düşmedikleri sürece en derinden hissiyatla mal ve canlarının da korunacağını ciddiyetle söyler.

“Ermeni vatandaşlarımız şunu iyi bilmelidir ki bazı kişilerin yapmış olduğu kışkırtmalar Ermeni vatandaşlarımızın zararınadır. Sonrasında”Biraz düşünen insanlar bunu çok açık bir şekilde görebilirler ayıca Maraş’ta yaşanan olaylar bunlara örnektir” diye belirtir.

Ermenilerin Maraş’ta maruz kaldıkları bu zor durum Fransızların hile ve aldatmaları neticesinde olduğunu, bundan kimsenin kâr etmeyeceğini söyler.

Müslümanların kendi vatandaşlarının böyle bir tuzağa düşmelerini görmek istemeyeceklerini, Yukardaki mevzubahis olan durumları ispat etmek isteyenlerin geçmişe bağlılıklarını muhafaza etmeye çalışmaları gerektiğini,bu bağlılıklarını devam ettirecek olanlara dokunulmayacağını temin eder ve bu aldatmacaya kapılacak olanların mesuliyeti yine kendilerinindir demektedir. Onun için her daim arzusunun Müslümanlarla Ermeniler yüce saltanat makamına sığınarak birlik ve beraberlik içinde yaşamaları ve kalplerin karşılıklı bir olmaları diye telgrafı bitirir.


*Panorama 25 Aralık Gaziantep Savunması ve Kahramanlık Panoraması Müzesi , Uzman Tarihçi , Gaziantep Üniversitesi Tarih Yüksek Lisans , info@ahmetkiratli.com.tr

[1] Asıl adı Emrullahzade Asaf. Yazar Altemur Kılıç’ın babasıdır. Küçük Zabit Mektebini bitirerek orduya katıldı. Balkan Savaşı’nda, Çanakkale muharebelerinde teğmen ve üsteğmen olarak görev yaptı. Çanakkale’de yaralandı. Teşkilat-ı Mahsusa’da hizmet etti. 1917 yılında Azerbaycan’a giren İslam Ordusu Komutanı Nuri Paşa’nın başyaverliğini (emir subaylığını) yaptı.

Mütarekeden sonra (1919’da), iki subay arkadaşı ile birlikte Orta Asya’da bulunan Enver Paşa birliklerine katılmak üzere arkadaşlarıyla birlikte yola çıktı. Ancak, o sırada Ege Bölgesinde bulunan Celal (Bayar) Bey’in önerisi üzerine Sivas’ta bulunan Mustafa Kemal Paşa’ya iltihak ettiler. Başlangıçta, Enver Paşa’ya güvensizliği nedeniyle Mustafa Kemal üç subayı da kuşku ile karşıladı. Ancak emir subayı olan Muzaffer Kılıç’ın kardeş çocuğu olduğunu öğrenince, Kılıç Ali ve arkadaşlarının davaya sadık olacakları kanaatine vardı. Kılıç Ali’yi ve arkadaşlarını Antep ve Maraş taraflarında Kuvayı milliye’yi teşkilatlandırmaya memur etti. Ona, İstanbul’daki doğum yeri olan Kılıç Ali Mahallesine izafeten Kılıç Ali adını verdi. O tarihten itibaren Kılıç Ali olarak tanındı. Soyadı kanunu çıkınca yine Atatürk tarafından kendisine Kılıç soyadı verildi.

Antep ve Maraş yöresinde, direnişin Fransızlarla Ermenilere karşı örgütlenmesine ve mücadelesine büyük hizmetleri geçtiğinden, Ayıntab Kahramanı olarak şöhret yaptı. Yozgat ve Düzce isyanlarını bastırmak üzere Çerkez Ethem’e karşı mücadele etti. 1920 yılında Birinci TBMM’ne Ayıntab (Gaziantep) milletvekili olarak seçildi. Bu sırada Ankara İstiklal Mahkemelerinde ünlü ‘Üç Aliler’den biri olarak görev yaptı.

Kılıç Ali, Atatürk’ün ölümüne ve son nefesine kadar, en sadık arkadaşı olarak, yanında bulundu. Onun ölümünden sonra İsmet İnönü tarafından TBMM’ye yeniden seçtirilmedi ve aktif siyasetten uzaklaştırıldı. 1961 yılında kurucularından olduğu Yeni Türkiye Partisinden aday oldu ise de seçilemedi.

[2] Der. Hulusi Turgut, Atatürk’ün Sırdaşı Kılıç Ali’nin Anıları, Kültür Yayınları ,2007 s. 83

[3] Turgut, a.g.e. s.83

[4] Gazi Mustafa Kemal, (1927), Nutuk, Kaynak Yayınları, Ankara, 2015

[5] Turgut, a.g.e. S.85

[6] R. E. GÜLLÜ, “Millî Mücadele’de Güney Cephesinde Kılıç Ali Bey’in Faaliyetleri,” Gaziantep Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi (GAUN-JSS) , vol.16, no.2, pp.493, 2017

[7] Güllü, a.g.e. s.494

[8] Abadi, (1999), Türk Verdün’ü Gaziantep: Antep’in Dört Muhasarası, (Günümüz Türkçesine Aktaran, Şakir Sabri Yener), Gaziyurt Matbaası, Gaziantep, s.48.

[9] Lohânizâde Mustafa Nurettin, (1989), Gazi Antep Savunması, (Günümüz Türkçesi’ne Aktaran, Mehmet Ali     Akidil), Kastaş A. Ş. Yayınları, İstanbul. S.43

[10] Güllü, a.g.e s.498

[11] Turgut, a.g.e, s. 104

[12] Turgut, a.g.e , s. 104

[13] Ayhan Öztürk, (1994), Millî Mücadelede Gaziantep, Geçit Yayınları, Kayseri, s.102

[14] Ali Nadi Ünler, (1969), Türk’ün Kurtuluş Savaşında Gaziantep Savunması, Kardeşler Matbaası, İstanbul, s. 182-183 [9 numaralı Belge]


KAYNAKÇA

Kitaplar – Eserler

Abadi, (1999), Türk Verdün’ü Gaziantep: Antep’in Dört Muhassarası, (Günümüz Türkçesine

Aktaran: Şakir Sabri Yener), Gaziyurt Matbaası, Gaziantep

Atatürk’ün Sırdaşı Kılıç Ali’nin Anıları, (2005), (Derleyen: Hulûsi Turgut), Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul.

Cahit, B., (1932), Gazinin 4 Süvarisi, Kanaat Kütüphanesi, İstanbul

Gazi Mustafa Kemal, (1927), Nutuk, Türk Tayyare Cemiyeti Yayını, Ankara

Gömeç, S. Y., (2014), Türk’ün Kahramanlık Destanı: Antep, Berikan Yayınevi, Ankara.

Lohânizâde Mustafa Nurettin, (1989), Gazi Antep Savunması, (Günümüz Türkçesi’ne Aktaran,Mehmet Ali Akidil), Kastaş A. Ş. Yayınları, İstanbul

Ünler, A. N., (1969), Türk’ün Kurtuluş Savaşında Gaziantep Savunması, Kardeşler Matbaası,

İstanbul.

Makaleler

R. E. GÜLLÜ, “Millî Mücadele’de Güney Cephesinde Kılıç Ali Bey’in Faaliyetleri,” Gaziantep Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi (GAUN-JSS) , vol.16, no.2, pp.490-506, 2017



Bir yanıt yazın